DENEME-1

old-books-and-pen

Şimdi uzun zamandır ‘deneme’ dediğimiz yazı türünden uzak yaşadığım zamanlarda neden ben de tutuk hissediyorum yeniden hatırladım. Bu yüzden ben de metefor olarak kelimelerin çok sağlam bir olgu olduğunu düşünmüş olarak, onlarla başlamak istedim. Yazmak ve kelimelerle, insan huylarının nasıl benzeşebileceğini be benzeşemeyeceğini anlatmanın yolunu keşfetti kalbim çünkü.

İnsan bazen içindekileri dökemiyor ne yazık ki, hatta sadece dostun kelimeler, yazılar oluveriyor. Çünkü onlar seni hiç bir zaman yargılamıyor. Sizi sorgulamıyor ya da komik, saçma bulmuyor. Onların en güzel huyu da sevdiğiniz kadar da seviyorlar sizi. Ne kadar çok zaman geçirirseniz onlarla, yola geliveriyorlar her defasında daha da hızlı ve düzenli olarak. Bir de kesinlikle sıkılmıyorlar, sizin değerinizi biliyor onlar çünkü yaşatanın siz olduğunun farkındalar. Sizden bir tane daha olmadığının bilincindeler. Onlara değer veriyor olmanızdan mutlular, başka şeyler aramıyorlar. Üstelik en güzeli de; ilkinde ne anlamdaysalar, sonra da hep aynı anlamda oluveriyorlar. Hiç değişmiyorlar, hep aynı asillik, güzellik ve sevecenlikle kalıyorlar.

Duygularınızı önemsiyorlar bir kere, bu yüzden hatta derece derece eş anlamlılarını üretiyorlar. Mesela ‘Seviyorum’ ile ‘aşığım’ kelimelerinin derecelerini farklılaştırıyorlar. Daha iyi hissedebilir, biriyle dolup taşarken bile başka türlü ifade edebil diye. Üstelik her yazdığında da aynı güçle veriyor anlamını.

Kelimeler, siz emek verdikçe güzelleşip, bağlanıyorlar. Öyle insanlar gibi sıfırdan hayatını düzenlediğin halde vefasız olmuyorlar hiç bir zaman. Önce sevecenken, kırıcı bir ifadeyle sizi reddetmiyorlar üstelik. Kelimeler kibar, ne zaman onlara sarılsanız, size geri sarılıyorlar. Bir de sizi hep dinliyorlar. Hiç yakınmıyorlar, orada olduğunuzu unutup gitmiyorlarlar. Hep biliyorlar, heyecanınızı hep gülümseyerek karşılıyorlar. Dökülüveriyorlar inci gibi. Ne yapıyorsanız, keyifle fark ediyorlar. Siz yazdıkça onlar da kendilerini okuyorlar. Diğer kelimeler zevklendikçe, onlar da gülümsüyorlar. Hayat doluyorlar, sizin yani yazanın olduğu kadar.

Sizi sıradanlaştırmadan seviyorlar.

İçten seviyorlar, böyle kalplerine soka soka. İlk günkü gibi taze, ilk ayki gibi yakın, ilk mevsimdeki kadar şefkatli. Kelimeler yükselerek seviyorlar sizi, düşerek değil.

Siz yazdıkça, hayallerinize ortak oluyorlar. Siz o hayallerle ne kadar mutluysanız, onlarda aynı şekilde gülümsüyorlar. Eğilip bi dudaklarınızı kağıda deydirin, kelimeler de karşılığını verecek, emin olun. Kelimeler siz isterseniz, sizi aynı keyifle ve aşkla öpüverirler bir anda. Bu kesin. Yok yok, kocanız da aynı sonucu alamayabilirsiniz. Baştan uyarayım. Kelimeler daha sadık, daha netler size. Açıklar, şevkatliler herşeyden önce.

Mesela ‘sıcak’ gözünüzün içine baka baka yakınlık hissi verir size. Öyle içten, tatlı bir kelimedir. Üstelik 3 mevsim sonra da baksanız aynı sıcaklık, şevkatle bakacaktır gözlerinize.

Yani herşey değişiyor bilesiniz. Siz istemeseniz de, bazen bazı şeyler değişiyor… Akıntı gibi, engelleyemediğiniz bir şey oluyor.

Ama o zaman bile… sadık olanlar yani kelimeler, aynı halleriyle yanınızda bitiveriyor. Sizi sakinleştirip, bir kenera çekiliyorlar.

Diyeceğim o ki; siz de yazın hep. Hep yazın ki, aklınızda değişikliğin kırıcı sancısı kalmasın. Esinti olsun ve süzülüüp… gidiversin sizden uzaklara.

Zümrüt.

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s