DENEME-2

Bu denemeler iç dökmek için yazılıyor ya, bir anlamda gözlemlerinizi başkaları da okusun, seninle empati kursun diye belki de, işte bu yüzden; okumak zorunluluk değildir asla. 

Yani tarihi bir içeriği yok, politik bir tespit yok, sadece insan olmak ve onun işleyişi üzerine hislerin, konuşularak anlatılamadığı için yazılmasını sağlamanın bir yolu. Bu demek ki; okumak zorunda değil kimse, hatta eğer beklentileriniz büyükse; kesin atın ilk paragraftan sonra devam etmeyin, hiç bir şey kaybetmezsiniz. 

Evet? Gittiniz mi?

Kalanlar için devam ediyorum öyle ise.

Buradan kazanılabilecek tek şey; dert ortağı…

Tabii burdan sonrasında devreye giren konu bencillik. Kaçan çoğu insan hisleri, başkasının düşüncelerini merak bile edemeyecek kadar benciller muhtemelen. Yani hani ilişkileri bile mahveden asıl konuya geliyor burası; bencillik, tek başına hareket etme isteği, diğerinin ne hissedebileceğini düşünmek için yorulmamak bile…

Herşey insanın kendi geleceğini, başkasının gelceğinden daha çok önemsemekten geçiyor. Yanında olsun dediğin insanla bile aynı yolu hayal edemeyecek kadar zavallı bir durum bu. Ben dahasını yapmalıyım, tek başıma herşeyi başarmalıyım! Ah evet, bir de benim için kendi geleceğinin planlarının düzenini değiştiren biri vardı demek mümkün mü?

Hayır.

Eğer geleceğine saplanmış bir insansınız bu kadar insancıl kalmanız mümkün değildir. 

Eğer ihtiyacı olduğunda biriyle konuşmayı, uykudan sonraya erteliyorsanız, birazcık bireyselsiniz demektir. Bu bir suç mu? Hayır, o da başkasının seçimi.

İlişkilerin gidişatını bozan tek şey konuşamamak, herşeyin üstünü örtmek, anlamaya çalışmamaktır. Yorgunluğun, onunla konuşmanızın yorgunluğunuz tarafından etkilenmemesini sağlayamamaktır. Radyo programında bir psikolog söylüyordu bunu; ‘ İsterseniz erteleyin, devam edin, ama ringe geri dönmesini bilin’ Türk insanının en büyük sorunuymuş, herşeyin üzerini örtmek. 

Bir şey daha söyledi. Kadın ve erkek ayrımını yapmamızı kolaylaştıracak, belki anlaşılmayı daha rahatlatacak bir kaç metefor kullandı. ‘Bizlerin çekmeceleri var. Erkeklerde bir çekmeceyi açtığınızda, o çekmecede sabitlenir. Ama kadınlarda bir çekmece açıldığında, herşey birden açılır.’ Kadın ve erkek ilişkilerinde de iletişim sorunu yaratan en önemli farkmış bu. Erkeklerin unuttuğu için kadınların unutmadığını anlayamamaları yani. 

Tabii aslında bunları yazarken, iletişim derken temel konu kadın ve erkek değil asla. 

Anne-kız, baba-oğul, arkadaşlık, evlilik, sevgililik. Bu ilişki türlerinin hepsi için geçerli bu sistem.

Unutmayın diyor psikologlar: Diğer insanın sizin gibi olamayacağını ya da sizin gibi olmadığını bilin. Ona kendinizi anlatın, anlattığında dinleyin. Bunu yaparsınız tanıma gerçekleşir. Tanıma gerçekleşirse, birbirinizi geçiştirmezsiniz. O zaman ortalar hep bulunur. Yeter ki tartışmaktan kaçmayın, yeter ki öfkelenmeyin. Konuşun ve dinleyin. 

Zaten gerçekten de burada noktalanmıyor mu sorunlar; iletişim dediğimiz şeyde. 

İşteş yani… Konuşmak ve dinlemek, karşılıklı bunu yapabilmek. 

Mutluluk insana ait özelliklerin tam anlamıyla kullanılabilmesinden geçiyor. Aslında var oluş sebeblerini unutmamaktan ve konuşmak kadar dinlemekten…

Tıpkı ağaçlar gibi… Rüzgarla hiç kavga ettiklerini gördünüz mü? Hep uyumlulular, mütemadiyen…. Çünkü konuşurlar ve dinlerler….

 

 

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s