VİYANA’DA NASIL GEZMELİ (ASİL VİYANA)

Karlskirche_Wien

Kim demiş Viyana artık eskisi gibi değil diye ?

Viyana eskisi gibi değilse, tek sebebi göçmenlerdir herhalde…

Ama eğer onlardan fazla bahsetmezsek, Viyana kralları, bahçeleri ve müziğiyle yaşayan bir büyü.

Içinde görmezlikten gelmenizin imkansız olduğu minik dokunuşları olan, çok keyifli onlarca sokağında yürümekten hiç bıkmayacağınız bir balo gibi.

Biz bu gezide, maceraları günlere böldük. Böylece doğru zamanlarda doğru yerlerde olarak, pişman olmadan toprağımıza geri dönebilirdik, öyle de oldu.

Veba Anıtı ve Melekler

Viyana’nın en keyifli ve en zengin bölgesinde bulunan, birbirine çıkan yollarıyla kocaman bir daire üreten bölgesi Graben’de bir koruyucu var; beyaz renkli VEBA ANITI.

1679’da en büyük salgın olan Veba’dan en çok etkilenen yerlerden biri olan Viyana’nın en kalp kırıcı eserlerinden biridir bu sütun. Bu heykelin en önemli özelliklerinden biri bir çok heykel traşın dokunuşuna sahip olduğu için, tam anlamıyla barok geçişinin temsilsi olmayı başarmasıdır. Bu nedenle de bütün Avrupa sanatını etkilemiştir. Bu Veba anıtı, şehrin salgından kurtuluşunun temsilini gerçekleştiriyor.

Wien_Graben_Pestsäule

İlk Konser

Şanslıyız ki, Viyana’da ilk günümüzü, Veba anıtının hemen yakınlarında, Graben’in göbeğinde olan Hofburg Sarayın’da büyük salonunda yapılacak olan konsere denk geldik. Şehrin diğer yerlerindeki bir çok konsere göre kalabalık bir orkestraya sahip olan konser, hem keyifli ve komik, hem de büyüleyiciydi. En etkileyici olan ise, konseri izlemeye gelen Viyana’lıların şıklıklarıydı. Bu kültür, bu şehrin duvarlarına kadar işlemişti sanki.

Bu arada konserden önce bir şinitzel yeme şansı bulabilir miyiz diye de bolca yürüdük. Fark ettik ki hemen hemen bütün Graben’de yiyeceğiniz en ucuz şinitzel zaten 12’den düşük olmayacak. Bu yüzden paramıza kıyıp, güzel bir şinitzel yedikten sonra, tok midelerle konserin yapılacağı salona giriş için oluşmuş saygın sıraya dahil olduk.

Nerede kalınmalı ?

Viyana diğer Avrupa ülkelerine göre pahalı bir şehir. Çünkü dayanılmaz cazibesi turistleri ciddi anlamda yaz kış kendine çekmeyi başarıyor. Eh, uyumak için bir yere ihtiyacı olan turistlerin neden olduğu pahalı fiyatlar nedeniyle merkezde uygun otellere denk gelmek oldukça zor. Bu arada şık ve entellektüel mimarileriyle görkemli otel kültürlerinin varlığından da haberdar olmanızda fayda var. 9. Bölgeden sonrası (23 bölge var) çok daha uygun fiyatlarda kalınacak yerlere sahip. Tabii buraları bögelerin özelliklerine göre de yargılamak gerekir. Düşünsenize bu şehirde kimin şövalye, kimin cadı olduğunu anlamanızın başka yolu var mı?

Biz Jufa Wien City’de kaldık. Burası booking ve tripvisor gibi sitelerde puanı oldukça yüksek olan şirin bir yer. 11. Bölgede yer alan otelin dezavantajları da yok değil. Öncelikle göcebelerin mesken edindiği bir bölge olduğu için, her ne kadar güvenli olduğunu söyleseler de birazcık tedirgin olabiliyorsunuz. Çünkü metrodan sonra otele yürüdüğünüz 400 metrelik, biraz dolambaçlı bir yol var. Heryer sarayın balo salonu olamaz, değil mi? Bazı yerlerde de gizli planların yapılması gerek J

Saraylar Demişken…

Hofburg Saray’ı;

Ertesi günü ilk gezdiğimiz yer Hofburg Saray’ı idi. Bu arada size tavsiye her birnin tarihini biraz okuyup, içeride de rehber alarak gezerseniz çok daha fazla zevk alırsınız.

Burası İmparator’un kışlık sarayı olarak geçiyor. 1654 yılında yapılan sarayda ‘Ekmek bulamazlarsa, pasta yiyin’ cümlesiyle ünlü Maria Antoinette dünyaya gelmiştir. Bu arada içeriye bilet alırken yazlık saray olan Schönbrunn Saray’ı ve Sisi müzesi kısmının da dahil olduğu kombine olarak almanızın avantajını yaşamanız içten bile değil. Bunu tercih etmeniz sizi çok memnun edecektir.

Içeri de sizi beklediğinizden daha az görkemle koca bir mücevher ve çatal bıcak, porselen müzesi karşılıyor. Ancak buranın en etkileyici kısmı Prenses Sisi’nin kendine ait yapılmış bölmesi. Her ne kadar düzenleme gereğinden fazla İngiliz usulü ve modern yapılmış olsa da keyifli bir kısım olmuş.

Hofburg-palace-vienna-17489276-1024-681

Bu arada hemen girişin başında bahçeye açılan avlu kısmında bulunan Café Hofburg kaçırmamanız gereken bir huzur kaynağı. Demel Pastanesi gibi en ünlüsünden bir yerde yememiş olsam da, o ana kadar yediğim en güzel ApfelStrudel tatlısıyla, o ana kadar içtiğim en güzel Melange kahvesi buradaydı. Üstelik ikisinin olduğu menü bir çok yerden çok daha uygun bir fiyataydı.

Shönbrunn Sarayı;

Burası imparatorluğun yazlık sarayı olarak geçiyor. Avrupa’nın en masalsı sunumuna sahip. Tabii arkasında boylu boyunca uzanan kilometrelerce alana yayılmış bahçeleri, hayvanat bahçesi ve labirenti henüz anlatmıyorum bile. Burası ancak tam anlamıyla Avusturya’nın tek bilinen kudretli İmparatoriçe’si Maria Theresia tarafından tamamlanmış.

Osmanlı’nın Viyana kuşatması sırasında etrafındaki binaların tümü yıkılmış. Hanedanlığın bittiğinin imzası’da burada atıldıktan sonra, halka açılmıştır. En güzeli tüm bahçenin, çevre halkı tarafından koşu, spor gibi konularda da değerlendirilebiliyor olması. Yani kimse gelip bira şişelerini ağaçların arasında bırakıp gitmiyor. J

Burası Viyana’da gezebileceğiniz en büyüleyici yer. Aynı zamanda büyüklüğü ve içeri de Türkçe sesli rehberin de olması nedeniyle muhtemelen en zevk alarak gezip, neredeyse tüm gününüzü alacak saray. Hayvanat bahçesinde pandaya bile sahip olan bölge, size Viyana’ya bayılmanız için bir sebep olacaktır.

schonbrunn-palace-vienna

Belveredere Saray;

Burası Türk akınlarını geri gönderdiği için Prens Eugen’e bir nevi armağan edilen saraydır. Hatta 4 yanındaki kubbe şeklindeki yapılarında, bu yüzden Osmanlı çadırlarını temsilen yapıldığı da kitaplarda geçer. Sarayın 3 kısmı var. Biz sadece üst kısmı görmeyi tercih ettik yani aslında kışlık saray da diyebilirsiniz. Ancak sarayın diğer gezdiğimiz yerlerden farkı, tamamen değiştirilmiş olması. Yani içerisi oda oda galeri gibi kullanılmış. Bir kısım Ortaçağ sanatından başlayarak, son dönem modern sanata kadar gelen sanat eserlerini sergiliyor size. Biz asansörle çıkıp en üstten aşağıya doğru merdivenlerle yavaş yavaş indik. Ama eğer, saray havası bekliyorsanız, o kadar çok beklentiniz olmasın..

Müzik…

Viyana müzik için bir taht. Gerçekten kalbinin burada attığını söylemek yanlış olmaz. Klasik müziğin insanalarda yarattığı etkilerse öyle gözden kaçacak gibi değli. Eğer yukarda dediğim gibi saray konserine denk gelirseniz, kesinlikle bunu deneyimleyin. Ayrıca Karl’s Church ya da Charles’ Church olarak geçen dev kilisede de sürekli gerçekleşen konserlerden birine gitmeyi ihmal etmeyin.

Bunlar dışında ara sokaklarda sürekli küçük oda konserleri de bulmanız mümkün. Opera binasında bir gösteri seçmek de yine size kalmış. Bu da unutamayacağınız deneyimlerden biri olacaktır muhtemelen.

Kısacası Viyana’da zaman tünelinde kalmış onlarca şey bulabilirsiniz. Eskisi gibi diyebileceğiniz, metrapol oldu diye kaybettiğinden korktuğunuz bir çok özellikle iç içe kalabilirsiniz. Bu sizin tercihiniz? Sadece her gezide bir konuda doğru soruyu sormanız gerekiyor?

Tarih ve kültür, sanat seviyor muyum?

strauss

PRATİK NOTLAR:

– Toplu taşıma için, viyana kart alıp 3 gün boyunca heryerden yararlanabilirsiniz. Ancak hiç bir ulaşım geçişinde zaten kontrol yok.

– Eğer havaalanından geçişinizde CAT kullanıcaksanız; oradan da hem gidiş dönüş CAT hem de 1 ay geçerli ulaşım kartı alabilirsiniz. Bunlar sizin için daha kolay olacaktır.

– Haritanızı yanınızda tutmayı unutmayın. Çünkü o size çok yardım ediyor. Zaten metro durakları arası 15 er dakika ve neredeyse her hat üzerine rahatlıkla geçiş sağlayabiliyorsunuz.

– Vergi iadesi alacaksanız, fişlerinizi ve faturalarınızı bu yolla istemeyi unutmayın. Havaalanında vergi iadelerinizi alabilirsiniz.

– Konserler 25 – 45 euro arası değişiyor, bu yüzden eğer klasik müzik aşkıyla Viyana’ya gidiyorsanız, diğer harcamalarınızı buna göre ayarlamayı unutmayın.

– Mesela biz sadece günün bir öğününde normal bir yerde yemek yedik. Sabah ve atıştırmalar için heryerden kolaylıkla bulacağınız sandiviç tarzı yiyecekleri tercih edebilirsiniz.

– Bol bol yürüyeceğiniz için ayakkabınızı buna göre seçmeyi unutmayın. Ne zaman giderseniz gidin, mutlaka yanınızda kalın bir şey olsun, geceleri hep esen bir yere doğru gittiğinizi unutmayın.

– Gece 9’dan sonra hiç bi yer açık olmayacak. Böyle bir durumda kalırsanız, merkez istasyonlardan biri olan, CAT içinde kullanacağınız Landstrabe / Bahnhof Wien Mitte istasyonundaki süpermarketi ve etrafındaki yerleri değerlendirebilirsiniz.

– Su bizim gibi ana tüketim unsuru olarak görülmediği için, gece yarısı susuz kalma ihtimaliniz yüksek, bu yüzden hep yedekli olun. Ancak, eğer normal su istiyorsanız;  alacağınız sular oldukça lezzetsizler ne yazık ki. With gas olanları tercih etmemelisiniz. (soda istiyorsanız ayrı:))

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s