Bir Yanda Bombalar, Bir Yanda Futbol Topu!

‘Savaş Yılları Direniş’

Bill Shankly bundan yıllar önce şöyle demiş; “Futbol bir ölüm-kalım meselesi değildir. Ondan çok daha önemlidir”

Bu cümle, 1914 senesinde 19 yaşındaki Ernie Williams adındaki asker tarafından çok anlamlı bir şekilde hayat bulmuş zaten. Yani Shankly yanılmıyordu. Futbol, bir çok hayat için, bir çok kalabalık için çoğu zaman ölmek ya da yaşamaktan daha çok şey ifade etmiştir. Tıpkı bir amaç uğruna ölebilmenin verdiği onursal his ya da asla unutmak istemeyeceğiniz, içinizin içinize sığamadı mutluluk anlarından biri gibi.

O zaman dünya savaşı atmosferinden çıkmış bir adam olarak şu sonuca varmış; ‘bizim benzettiğimiz futbol, dünya üzerindeki savaşlar gibi değil. Yani rakibiniz ne bir düşman, hatlarınız ne bir cephe ya da karşılaşma ne bir savaş. Futbolu biz, o zamanlar sadece ve sadece ‘mutlu’ olmak için oynardık. O zamanlar bunun daha önemli olduğunu bilirdik.’

Savaş pek çok insanın nefret ettiği, çoğu zaman adaletsiz olduğu, hatta bir sonuca bağlanamayan ve kaybedenin her zaman iki tarafın da olduğu bir kavram. Savaş hep karanlık bulutların dolaştığı bir atmosferin kalıntısıdır. Ancak insanlar, hele de görevleri bu manasız aktivite içinde sağ kalmaya çabalamak ise mutlu olmanın yani var olduklarını anlamanın başka başka yollarını ararlar. Savaş zamanlarında bu kurtarıcı genelde ‘spor’ olmuştur. Çoğu zaman ise ‘futbol’.

Jack Rollin ‘Soccer at War’ isimli kitabında bu bahsettiğimiz var oluşun nasıl geliştiğine çok güzel değinir. Kendisi iyi bir gözlemci ve sosyolojik izleyicidir. Ona göre savaş zamanlarındaki futbol özgürlük isteiğinin tetikleyicisi olmuştur. Aslında sadece II. Dünya Savaş’ı için değil, yer yüzünde futbol seven her kara parçası üzerindeki savaşlarda bu etki görülmüştür. Hala daha bazı konularda tepki vermek, savaşmak, direnmek tepkilerini içine çeken ve yön vermemiz için bizimle olan bir ‘kolaylaştırıcı’ dır futbol adeta.

Rollin de kitabında ülkenin futbola dayanarak nasıl direniş gösterdiğini, asker olmayanların da nasıl savaşa dahil olabildiğini anlatıyor biraz da. Ona göre bu direniş için bir ortam hazırlamakla kalmamış, bu yakınlaşma futbolun daha da büyümesine, sevilmesine ve gelişmesine neden olmuş. Insanlara umut için bir sebep sunmuş olan futbol için ozaman bile statlar tıka basa dolarmış. Yani oynayanlarla sınırlı kalmamış etki genişliği. Izleyenler ve yönetenler için de bir güç olmayı başarmış. Futbol, savaşan ülkeler içinde, halkların birleşmesi, kenetlenmesi için olağanüstü bir işleve sahip olmuştur.Dünya Savaş’ı sırasında Almanya, İtalya ve İspanya futbol liglerini devam ettirdikleriyle bilinirler. Ilginç olan ise onların kaynakları dışında bir kaynak olmadığı için İngilizce kaynaklar neredeyse yok denebilecek kadar az. Üstelik biz İngiltere’yi futbolun beşiği olarak biliyoruz.

Ancak yukarıda ismi geçen askerinde bulunduğu cephelerden birinin İngiltere olduğu bilinen çok net bir hikaye I. Dünya Savaşı sırasında olmuştur. Bunu Noel günü oyunu olarak biliyoruz. Belki de sosyolojik açıdan inceden inceye araştırılması gereken en önemli tarihi olaylardan biri olan bu maçın tarafları Almanya ve İngiltere. Evet, savaşın tam ortasında.

Savaşın karanlık hikayelerinden mutsuz olan askerler, ne için savaştıklarını bile unutmuş olarak ölmeye başlamışlardı. Bu ruh hali, ülkeleri de içten içe çürütüyordu sanki. 2014 senesi bu oyunun 100. Yılı kutlandı. Bu örnek tarih boyunca benzerine çok az rastladığınız cinstendi. Alman hattından bir asker, teslim olmuş bir şekilde cepheden çıktığında, İngilizler şaşkındır. Namlular askere karşı havaya kalkmıştı ancak kimse ateş edemiyordu. Belli ki bir haberciydi. Bu yüzden cephe hattından bir kaç İngiliz çıkıp noel gecesinin bıraktığı huzur ve sakinlikle Alman askere kulak vermeye karar verir.

‘Bu güzel noel gecesi, maç yapmaya ne dersiniz?’

Ellerindeki uzun namlulu tüfeklerle, kahkahalar ve keyifle, yanı başlarında cesetleri duran arkadaşlarının ortasında, buldukları bir boş alanda başlarlar maç yapamaya. Iki tarafta ilk kez gülümser, düşmanlık unutulmuş, karanlık sanki püskürtülmüştür. Savaş insanın varlığını öldürmüştü evet ancak futbol, o sadece bir yarım saatlik maç her birine ayrı ayrı ‘var oluş’ dersi vermiştir. O savaştan geriye dönen askerlerden sadece bir kaçı bunu tarihe bırakacak şekilde yazıya dökmüştür.

Tabii her zaman savaşan toplumlar arasındaki bağ olamayabiliyor futbol. Bazen de kötü bir aracı konumuna geliyor. Ancak biz bunu futbolun yanlış anlaşılması olarak görmekte ısrarcıyız. Bu yüzden bu yazının asıl amacı olan mesajdan uzaklaşmamak adına, savaşa ortam sağlayan futbol örneklerinden uzak kalacağım.

Dünya Savaş’ı yeni başladığında, ligler henüz bir kaç maçını oynamıştı. Ancak savaşın gereklilikleri ve ekonomik tutum süreci nedeniyle başladığı gibi bitirilme tehlikesi oluştu. Aslında savaşa giren hemen hemen tüm ülkelerde, ucu açık bir şekilde futbol ligleri iptal edildi. Bu süreçlerden en ağırı İngiltere’de gerçekleşmekteydi. Bu şu demekti; futbolcuların maaşları, takımlara verilen ödemeler ve ödüller son buluyordu. Hemen hemen bütün futbolcular kendini işsiz olmaya alıştırmak zorundalardı. Hatta sadece bununla kalınmayacaktı. Neredeyse her sporcu gibi onlarda erkeklerin artık görev yaptığı yere gitme ihtimaliyle karşı karşıyaydılar; orduya.

Güvenlik nedeniyle çoğu stad futbola kapanmıştı. Takımlar bunu protesto ediyordu ancak ne yazik ki bu güvenlik önleminin geçerliliğini gösteren tecrübeler de bir yandan devam ediyordu. Bazı yerler ise orduya tahsis edilmeye başlanmıştı. Askerler çoğalıyor ve şehirleri korumak için üsler gerekiyordu. Aston Villa da kayıtlara geçen bu şansız takımlardan biriydi örneğin. Antrenman arazileri ve kendi bölgeleri tamamen askere tahsis edilmiş, ordu yerleşimi ardından uzunca bir zaman da burayı kullanamamışlardı. Üstelik bombalamalar sırasında alanlarının sürekli hasar alması da cabası.

Bu süreçte öncelikle belli kararlar alınmış ve bögesel kısıtlamalarla liglerin devam edebileceği görüşü ortaya çıkmıştır. Savaş zamanında bu tür bir etkinliğin devam etmesinden yana olmayan belli kesim ise buna karşılık sesini duyurmaya çalışmıştır. Ancak neyseki bu asla gereken desteği alamamış bu yüzden de zaman içinde insanlar aslında bu tür bir etkinliğin, özellikle de futbolun moral için çok önemli olabileceğine karar vermiştir. Hükümetler, ne kadar zor şartlarda olurlarsa olsunlar, normalmiş gibi olmanın moralman ve insanların daha sağlıklı yaşamaya devam etmeleri açısından önemli olduğunu fark etmişler. Bu yüzden futbolun devam etmesi önemli bir karar anına denk gelir. Futbol, adeta savaş zamanının kurtarıcısı olarak kendini konumlandırmıştır.

Bu dönem futbolun geçirdiği en ilginç dönemlerden birisidir. Savaş aslında anlık yaşanan saldırılarla devam ederken, hayatın devam ettiğinin kanıtı olarak kullanılan futbol görevini yapmaya FA kararlarıyla devam etmektedir. İngiltere liginde çok daha yoğun gördüğümüz uygulamalardan biri olan ‘misafir futbolcu’ uygulaması, transferler anlayışının bambaşka bir versiyonu olmuştur. Ligler oynanmaya başladığında fark edilmiştir ki, kalanlarla takımlar zorluk çekmektedir. Bu nedenle ihtiyaç olunduğunda başka bölgelerden, takımlardan hatta ordudan ek futbolcu yardımı alınmaktadır. Eh malum, liglerin durması yüzünden futbolcularda ordulara yazılmıştır. Hem de en güçlüleri. Gelenler, takımlara ‘misafir’ ünvanıyla gelmiştir. Bu süreçte bir maçın ardından gidip, cephede silah tutan örnekler vardır.

Jack Rollin’in kitabında güzel bir örnek anlatır. Şartların ve hayatın ne kadar zor olduğuna ragmen. Zaman zaman oyunlar, sirenlerin çalmasıyla durmaktadır. Bunlardan biri de Alman bombardımanı başladığı sırada, tüm stadın kaçışmasına rağmen hakemin kalıp uçakları gözlemesidir. Bir asker olan hakem, kıyafeti ve kafasına geçirdiği bir asker kaskıyla uçağı vurmak için statta kalmıştır. Yine anı şekilde bir kaç sefer maçlarda bulunan misafir oyuncu Alan Fowler, savaşa dönmek zorunda kalıp, hayatını kaybetmiştir. Aynı şekilde kaleci Reg Allen esir düşmüş, İtalya başta olmak üzere bir kaç esir kampında bulunmuştur. Bu yolculuğu Güney Amerika’ya kadar devam etmiş, 1945 yılına yani savaşın son dönemine kadar evine dönememiştir. Hayatta dönebildiği için o da en şanslı misafir oyunculardan biri olarak bahsedilmiştir tarihte. Fransa’dan Alec Stock; iyi bir kanat oyuncusu olan, Malta’da görev yapmış olan Ernie Shepherd ve daha yüzlerce örnek de yerini almıştır sayfalarda.

Misafir oyuncu uygulaması iki ayrı periyodun ardından başarıyla tamamlanmıştır. Zor şartlar altında, sirenlerin korkusuyla ve maçları bölen bombalamalara rağmen, düşe kalka da olsa futbolun bayrağını dimdik tutmuşlardır. 1945/1946 sezonu toplamda 26 misaifir oyuncunun, 258 maçta bulunmuş olmasıyla ömrünü tamamlamıştır. Bazıları sonra futbol hayatlarına devam etmiş, şansız olanlar ise savaş sırasında hayatını kaybetmişlerdir. Ama her anlamda hizmet ettikleri ülkeleri için madalya sahibi isimler haline gelmişlerdir.

Aslında statlara yerleşen onca kalabalığa rağmen, İngiltere ya da herhangi bir ülke, düşmanları tarafından bombalanma tecrübesi geçirmemiştir. Bu en ilginç noktalardan biridir. Çünkü savaş, kalabalık atmosferleri yok etmek üzerine kurulmuştur. Ancak futbol oynanırken zaman neredeyse durmuştur.

Bu dönemde oynayan oyuncular kariyerlerinin en yüksek performanslarını sergilemiştir. O dönemde oynamış alan Shearer, Newcastle United’ın hala daha rekortmen futbolcusu olarak bilinmektedir. Ancak bazı tartışmalar ve görüşler bu dönemdeki kariyer bilgilerini kesinti olarak kabul eder. Rekortmenleri bile bu şekilde kabul etmek tamamen algıya bağlıdır.

Ordulara yazılan onlarca futbolcuya rağmen savaş zamanında ayakta kalan liglerin başında İngiltere gelir. Ancak baştada yazdığım gibi İtalya, İspanya gibi hızlı futbol da yoluna devam eder. Hatta yara alan Rusya, güçlü Almanya bile bir şekilde bu işi devam ettirmiştir. Bu kadar çabanın ise tek bir amacı vardır; ‘var oluşu hatırlamak’.

Nasıl değerlendirilirse değerlendirilsin, futbol her dönemde ve bölgede insanı insan yapan özellikler arasında yer almıştır. Bir trend değildir, bir iç güdüdür.

 

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s