Category Archives: Z GEZİ

ROMA GEZİSİ ‘Muazzam Şehir Roma’

Tiber Nehri ve Sistine Şapeli Manzarası
Tiber Nehri ve San Pietro Bazilikası Manzarası

 

Roma’da gezmek bir ayrıcalık çünkü her adımda zarafeti, tarihi hissedebileceğiniz, baştan sona büyüleyici nadir şehirlerden birisi. Üstelik İtalyanlar’ın üzerine titredikleri kültürlerinin bir bütün olarak korunuyor olması da cabası. Size gezdiğiniz yerlerin bile italyancasını telafuz etmeye zorlayan, çok kesin bir yapısı var.

Eğer bölge bölge ayırırsanız Roma’yı gezmek sizin için çok daha güzel, keyifli ve rahat olacaktır. Üstelik gezeceğiniz yerlerin kısa belgesellerine göz atmanız da bir diğer tavsiyem. Üzerinde yürüdüğünüz yerlerde, neler yaşanmış olduğunu bilirseniz, her taştan etkilenmeniz içten bile değil.

 

1 – Vatikan City (Meto Line A, ‘Ottavano – San Pietro’)

Burası özel bir bölge. Buraya adım attıysanız, dünyanın en küçük ülkesine girdiğinizi hatırlayın. Bu size gülümsetmeli.

Vatikan şehri katoliklerin mabedi, Papa’nın evi anlamına geliyor. Ütelik Hristiyanlığın en güzel sanat eserleride burada toparlanmış durumda.

2_
Laokoon ve Oğulları Heykeli, Vatikan Müzesi.

Vatikan müzesi girmeniz gereken ilk yer. Bu müze dünyanın en uzun, ölçek olarak en büyük müzesi. İçinde yer alan eserler bakımından da ilk 10’da yer alıyor. Bu müzeye giriş up uzun, sokaklar boyunca uzanan sıralarıyla ünlü. Bu nedenle kesinlikle 9’da açılan bu müze için 8’de orada olun. Bunun yerine yine sabah saatlerinde, yakınlarında onlarcası olan özel rehberlik hizmetlerinden birinden yararlanabilir, küçük gruplar halinde, sırayı geçerek, bir rehberle içeriyi gezebilirsiniz. Hatta burada sadece sırayı geçme seçeneği de bulunuyor. Rehber ile ilerlemezseniz, müzenin tadını çıkarmanız daha olası. Her eseri ayrıntılı görmeniz daha mümkün çünkü. Ancak rehber istemyorsanız, ön hazırlık şart. Nelere baktığınızı bilin.

Vatikan müzesinin sonu Sistine Şapeline çıkıyor. Burası hala daha Kardinallerin ibadet noktalarından biri. Papa için de çok özel bir yeri var. Ancak bu sessiz olunması şart olan odanın en önemli özelliği bu değil elbette. Burası tarihin en yetenekli ama aynı derece alçak gönüllü olan sanatçılarından birinin ustalık eserlerinden birini içeriyor. Buraya girdiğinizde duvarlarda adeta Michelangelo’nun ruhunu hissediyorsunuz. Bu müzenin her parçasını ayrıntılı bilmenizi önerdiğim en önemli eserlerinden birisi bu. Bu resimlerin anlamlarını ve sanatçının kendini yerleştirme şekillerini Vatikan Müzesi’nin girişindeki açık alandaki bir tablodan öğrenebilirsiniz. Mesela rehbersiz gezerseniz, Michelangelo’nun imzasını atmayacak kadar alçak gönüllü olduğunu öğrenmeniz mümkün olmayabilir. Bu yüzden buraya mutlaka müzeyi ve eserlerini okuyarak gelin. Yani bu kişisel bir öneri. Bu kadar detaylardan keyif almıyorsanız. Müze sizin için sadece 1 saat. Öteki türlü, ayrıntılı bir gezi 3 saati bulmakta.

San Pietro Meydanı, Bazilika Manzarası.
San Pietro Meydanı, Bazilika Manzarası.

Buradan sonra ise San Pietro Meydanı ve Bazilika’sı var. Şehrin her sokağında, kiliseleri, bazilikaları görmeniz mümkün ancak bu Papa’nın halkı selamladığı bina, girdiğinizde ağzınızı açık bırakacak cinsten. Büyüleyici işlemeleri, yer altında Papa mezarları ve küçük bir kısmında Papa hazinelerini görmeniz mümkün. Üstelik siz de bizim kadar şanslıysanız, bir kilise korosuna denk gelebilir, filmin içinde gibi duvarları izleyerek dolaşabilirsiniz bile.

Bu Bazilikayı çabucacık terk etmeyin sakın. Çünkü mezarların çıkışında, en tepeye kadar çıkmanızı sağlayacak kapıya geleceksiniz. Asansör ve merdivenlerle çıktığınız bu kısım, Roma’yı ve Vatikan’ı boydan boya görebileceğiniz büyüleyici bir kısım. Bu arada girişte asansörsüz de girebilirsiniz ve 2 euro eksik üstelik duyurusuna sakın kanmayın. En son çıkmak zorunda olduğunuz 350 basamak sizi zaten hayattan bezdirecek. Ama bu yine de harcadığınız enerjiye değecektir.

Burayı bitirirseniz, Vatikan meydanı yakınındaki restorantlarda yemek yemenizi tavsiye ederim. Bizim tercihimiz, Via Cola di Rienzo üzerindeki Zigaetana adındaki restoranttı. Çok memnun kaldık. Yediğimiz en güzel pizzalardan biri buradaydı. Üstelik atmosferi de yeterince güzeldi.

Castel Sant'Angelo Terası Manzaralarından birisi 
Castel Sant’Angelo Terası Manzaralarından birisi

Buradan sonra en sevdiğimiz yerlerden biri olacak olan Castel Sant’Angelo’nun yolunu tuttuk. Meydana oldukça yakın ve harika bir köprünün dibinde. Üstelik hepsinin farklı anlamları olan birbirinden farklı 8 melek heykelini cesurca sergiliyor nehrin üzerinde. En üstte çıktığınızda göreceğiniz manzarayla büyüleneceksiniz. Bir tarafta Vatikan’ı görürken, diğer tarafında Roma’yı göreceksiniz. Dahası yukarıda çok şirin bir kafe de olduğunu ekleyeyim. Gün batımını izlemek için muazzam bir teras kıvamında burası. Bu arada tepeden bakan, kalenin en ucundaki ve her an havalanabilecekmiş izlenimi yaratan muhteşem melek heykeli de Başmelek Mikail olarak yapılmış.

Bu kale, zamanında kralların yakıldığı, ordulara karşı tampon olarak kullanılan, ortaçağda bir dönemde ünlülerin hapisanesi olarak kulalnılan hatta Şehzade Cem Sultan’ın da uzun bir zaman burada tutsak kaldığı bir kale burası. Dikkatinizi biraz çekebildi mi?

Listelerde adı pek geçmez ama bizce en etkileyici yerlerden biriydi. Dan Brown’un da aynı fikirde olduğuna eminim üstelik. İkinci kitaptaki en önemli yapılardan biriydi.

Piazza Navona.
Piazza Navona.

Buraya en yakın iki meydan var. Yürüyerek, güzel bir içki ya da yemek için buraları tercih edebilirsiniz. Piazza Popolo ve Piazza Navona. Buralar içinde hikayeleri aşağıda ‘Meydanlar’ kısmında okuyabilirsiniz.

2- Antik Roman ( Metro Line: B, Colosseo)

Burası sonraki gün gezmeniz gereken kısım olabilir. Ya da keyfinize ve sahip olduğunuz güne gore bölebilirsiniz de. Burada görmeniz gerekenler şu şekilde.

  • Kolezyum (Colosseo)
  • Constantin Kemeri
  • Forum Romana
  • Palatino
  • Piazza Venezia
  • Vittorio Emanuele 2 anıtı
  • Fontana di Trevi
  • İspanyol Merdivenleri

Bu kısmı bu sırayla gezerseniz, hiç bir şeyi kaçırmadan, iyi bir tarih yürüyüşü yapabilirsiniz.

Kolezyum ya da Colosseo.
Kolezyum ya da Colosseo.

Kolezyum Gladyatörlerin kana susamış Roma krallarının ve söylenilene gore Hristiyanlar’ın ortaçağda yakıldığı muazzam yapı. Burası nefes kesici ama ayrıntıları bilirseniz. Girişteki guide’lardan almanız yine çok önemli. Ayrıntılar, oraya neden geldiğinizi size sürekli anlatacaktır. Hatta Kolezyum’da görüntülü rehberleri de bulabilirsiniz, sadece sesli değil, canlandırmalı.

Constantin Kemeri yine aynı derecede nefes kesici, üstelik önündeki alanda, eskiden gladyatörlerin yaşadığını bilmek de etkileyici.

Constantine Kemeri.
Constantine Kemeri.

Eski Roma halkı yerleşim yeri olan Roma Forum’u uzun bir yol ve keyifli. Yol boyunca şehrin içindesiniz. Öylesine güzel kalmış ve korunmuş ki, kendinizi gerçek bir roma’lı gibi hissetmeniz mümkün. Bu sizin hayal gücünüze kalmış ama içerideki bütün çeşmeleri görmeden, üst kısımdaki gül bahçesine eğilip koklamadan, Roma manzarasına bakan teras kısmına çıkmadan geçip gitmeyin. Yorulduysanız bile oturup dinlenin ama bunları tamamlayın. Pişman olmayacaksınız.

Palatino kısmı ise senatörlerin ve yükseklerdeki adamların yaşadığı bölge. Saraylarını yaptırdıkları, yazlık evlerini bulundurdukları yer. Kalanlar arkeolojik kısım yeterince etkileyici.

Sırada tam yolumuzun üstündeki Venezia Meydanı en etkileyici meydanlardan biri. Göreceğiniz en büyük binalardan birine sahip. Üstelik önündeki anıt ve iki kilise de aynı şekilde etkileyici. Eğer güzel bir manzara daha istiyorsanız 7 euronuza kıyıp asansörle binanın tepesine çıkmanızı şiddetle öneririm. 360 derecelik harika bir manzaraya bakıyor olacaksınız.

Biz gittiğimizde ‘Aşk Çeşmesi’ ne yazık ki restorasyondaydı. Ancak burası eğer açıksa, görmeden gitmemeniz, şehrin en büyük çeşmesi. Roma’ya yeniden dönmek ve aşkı bulmak için arkanızı dönüp, para atarken dilek dilemeyi de ihmal etmeyin. Kim bilir? Fontana di Trevi’nin gücünü küçümsememek daha mantıklı olabilir.

Buradan sonra büyük bir meydan olan, çiçeklerle süslenmiş keyifli İspanyol merdivenleri de cabası. Burdaki her sokağa girmeyi deneyin. Zevkten dört köşe olacaksınız. Kiliseler keşfedecek ve harika mekanlar bulacaksınız.

Yürümeye devam, durmak yok… sıra Rotonda meydanında.

Pantheon.
Pantheon.

Pantheon bütün tanrıların tapınağı olarak bilinir. 2000 yıldır sürekli olarak yeniden restore edilerek bugüne kadar gelmiştir. Ancak buranın mimari muazzamlığı, tepedeki güneş deliği ve daha nice detayı yanında en önemli özelliği Rafaello’nun mezarının burada yer alıyor olmasıdır.

Burada kısa şarap molası verip, Pantheon’u biraz daha izlemeye devam edebilirsiniz. Sonra Bernini tarafından tasarlanan filli dikili taşın hemen arkasında bulunan kubbesiz Minerva kilisesine girebilirsiniz. Bu kilisenin en önemli özelliklerinden biri, tüm gotik yapıları içeriyor olmasıdır. Nitekim, diğer tüm Roma kiliselerine nispeten biraz daha ürkütücüdür.

Burada Via del Gesu’yu da keşfedeceksiniz. Bir sürü mağzanın uzandığı büyük bir cadde burası. En güzel kısmıda Gesu Kilisesi’nin bulunduğu kısımdır. Bu kilisenin iç yapısı da yine olağanüstüdür ve detaylı incelenmesi gerekir.

Bu arada Berberini ve Republica metro çıkışlarına çok yakın olan, hatta tam ortalarında yer alan bir kiliseyi de sakın gözden kaçırmayın. Santa Maria della Vittoria. Burası Bernini’nin en ünlü eseri olan Azize Teresa’nın Vecdi heykelini barındırdığı için çok özeldir.

Kiliselerin hepsi birer hikaye, her bir heykel, Vatikan için çalışan sanatçıların, alçak gönüllü ruhlarıyla işlenmiştir. Resimler, mozaikler, her bir kilise özel işçilikleri ve birbirinden farklı yüzlerce metaryeli içerir. Bu yüzden siz siz olun, Roma’yı yürüyerek gezin ve bulduğunuz her kiliseye girin.

Aşağıdaki fotoğraf Roma Forum'unun panaromik görüntüsüdür.
Aşağıdaki fotoğraf Roma Forum’unun panaromik görüntüsüdür.

ROMA MEYDANLARI

İtalya için en önemli şeylerden biri meydanlardır.

Bu toplum toplanıp, tartışmak, yaşamak için var olmuştur. Roma da bunu açıkça belli eder. Belki de dünyada en çok meydanı olan şehirlerden biridir, kim bilir. O kadar çok ki, hepsini gezmeniz, eğer orada yaşamıyorsanız neredeyse imkansız, ya da en azından bir 15 güne ihtiyacınız var. Aşağıdaki listeyi kullanarak, işaretleme yapabilirsiniz. En keyiflisi gezdikçe üzeri çizilen ‘to do’ listesidir.

  • Piazza Popolo (İkiz kiliseler ve Rafaello’nun eseleri. Burası ünlülerin şapellerini içerir.)
  • Piazza di Navona (Bernini dört mevsim çeşmesi, Sant’Agnese in Agone Kilisesi. Bu meydan eskiden atlı araba yarışlarının yeridir.)
  • Piazza della Rotonda (Pantheon Tapınağı)
  • Piazza della Minerva (Minerva Kilisesi ve Bernini heykeli.)
  • Piazza della Republica (Fontana della Naiadi, Türk Büyükelçiliği.)
  • Campo de’Fiori (Giordano Bruno heykeli. Bu meydan ilk oluşturulduğunda gerçekten isminin anlamı gibi bir çiçek bahçesi gibiymiş. Sonrasında meydan pazar alanı olarak hatta ortaçağda idam alanı olarak kullanılmış. Felsefeci Bruno’nun heykeli de tam idam edildiği yerde bulunuyor.)
  • Piazza di Spagna (İspanyol merdivenleri, Trinita dei Mont Kilisesi.)
  • Piazza St. Pietro (Vatikan. Bu meydan Michelangelo tarafından tasarlanmıştır.)
  • Piazza Dei Cinquencento (Termini istasyonu, Romanın en kirli meydanı olarak anılır.)
  • Piazza Di Trevi (Aşk çeşmesi (Fontana Di Trevi))

Bu meydanlar en bilinen büyük ve özel meydanlar. Bunun gibi onlarca büyüklü küçüklü meydanı Roma’da keşfetmeniz mümkün. Insanların nefes almaya alıştığı bol yeşiliyle muhteşem bir şehir tasarımı var Roma’da.

ROMA’DA BİLMENİZ GEREKEN MİNİK DETAYLAR

  • Roma’da ara sokaktan, meydanlara kadar her çeşmeden su içebilirsiniz. Temiz ve her zaman buz gibidir.
  • Via kelimesi, yol veya caddeler için kullanılır.
  • Piazza, meydan anlamını taşır.
  • Hemen hemen her yerde pizzaya bayılacaksınız. Aynı şekilde yerel şarapların hepsini deneyin, aralarındaki farkları hissedeceksiniz.
  • Roma yürümek için mükemmeldir. Ara sokakları keşfetmek, her zaman farklı yollardan geçmek size masal içinde tutar, bu yüzden en büyük ihtiyacınız günde 25 km yapabilecek, rahat mı rahat spor ayakkabılar!
  • Rome Pass seçeceğiniz gün kadar size bedava ulaşım için ve ilk iki müzeye bedava giriş için avantaj sağlayacaktır. Onu satın almaktan sakın çekinmeyin!
  • İtalya pizza ve makarnaları gibi başlangıçlarıyla da meşhurdur. Onları denemeyi ihmal etmeyin.
  • Bol bol şampanya içebilirsiniz, bazen şaraptan bile ucuzlar.
  • Restoranlarda garsonlar az sayıda bulunuyor. Bu nedenle servis çok yavaştır. Üstelik Türkiye’deki gibi öyle sultan hizmeti de sakın beklemeyin. Kibar olun, işlerini yapmalarına izin verin. Eninde sonunda doymanızı sağlayacaklar.
  • İtalya tatlıları, kullandıkları malzemelerle veya el yatkınlığıyla bir şekilde kusursuz yapıyor. Kendilerine özel turtalarını, tiramisuyu ve dondurmasını denemeden sakın dönmeyin! Tabi aslen Fransa’ya ait olan Bavarese tatlısına da bayıldık biz.
  • Dünyanın belki de en güzel cappuccinosunu içmeniz muhtemelen, bu yüzden Roma’nın nefis cappuccino kahvelerini denemeyi ihmal etmeyin, müptelası olacaksınız!
  • Latte süt demektir, bunu kahve listesinde bolca göreceksiniz sakın şaşırmayın.
  • Restoranların çoğu öğleden sonra 3 ile 7 arası kapalı olabilyor. Buna şaşırmayın.
  • Hızlı tren kullanırsanız trene binmeden sütunlardaki küçük aletlere biletinizi okutmayı unutmayın, eğer bunu atlarsanız ve yakalanırsanız 100 euro ceza ödemek zorunda kalırsınız.
  • Büyük bazilika ve kiliselerde genel de etek ve çok açık kıyafetler hoş karşılanmıyor. Çok sıcak bir dönemde gittiyseniz, bir şalla kapamanız yeterli olacaktır.
  • Havalanından hızlı trenle şehir merkezine gidebileceğiniz gibi (14 euro), dış kısımda, peronları olan otobüsleri de tercih edebilirsiniz (5 – 6 euro) bunlar içinde Vatikan’a ve Termini ye giden otobüs şirketleri var. ancak uyarıyorum saatlerine çok dikkat edin, numaralı değilsiniz, sığmaya çalışın, şöförlerin çok çılgın olduklarını da unutmayın. Eğer araba tutan biriyseniz, treni tercih etmeniz daha mantıklı olabilir.
  • Çanta ve cüzdan konusunda dikkatli olun. Hep aklınız değerli eşyalarınızda olsun. Avrupa’nın en çok hırsızlık olan şehirlerinden birindesiniz çünkü.
  • Mutlaka turistler için olan haritalardan satın alın, veya otelinizden isteyin. Haritasız, hiç bir esere denk gelemeyebilirsiniz.
  • Gitmeden Bernini, Rafaello ve Michelangelo ile ilgili minicik okursanız, şehri çok daha fazla seversiniz.

YEME – İÇME

Bir çok mekan denedik. Denediklerimizi buraya yazayım. Belki denk gelirsiniz. Ancak şunu unutmayın, onlarca mekan ve yiyebileceğiniz şey var bu şehirde. Bu yüzden çekinmeyin ve restoranları keşfedin!

  • Dolce Vita (Navona meydanı, Özellikle tatlıları ve kokteylleri başarılı.)
  • Cantina e Cucina (Via del Governo Vecchio. Pizza mama mia!)
  • L’Osteria di Cicerone (Via Cicerone, Suppli oldukça başarılı.)
  • Anni 60 (tiramisusu harika)
  • Gelateria del Teatro (Via dei Coronari) (Romanın en iyi dondurmacısı)
  • Blue Ice (Piazza Navona)
  • Antica Caffe Greco (Campo Marzio) (En eski kahveci.)
  • Baffetto (Piazza Novano) (Yerel halkın çok gittiği pizzacı)
  • L’arcangelo (Via Giuseppe Giocchino Belli) (Gurme zevkler için.)
  • Da Francesco (Piazza del fico)
  • Magnum Pleasure Store (Via Tomacelli) (Kendi magnumunuzu yapabilirsiniz.)

Bunlar gibi daha onlarca kahveci, dondurmacı veya restoran bulabilirsiniz. Her yer bunlarla dolu. Üstelik çoğu da oldukça başarılı.

Pizzaları, makarnaları, patates makarnası olan gnocchiyi, tiramisunun leziz yumuşaklığını, turtalarn ağızda dağılan kıvamlarını, şampanyanın tatlı hissini, başlangıçların, özellikle de her restoranın kendine özgü bruschettalarının doyurucu tadını denemeden sakın geri dönmeyin.

Ne olursa olsun Roma’yı keşfetmenin sırrı, her gezide olduğu gibi buranın tarihine biraz aşina olmaktan geçiyor. Onca tarihin, sanatın, devrimin yapıldığı bu topraklar size bir kraliçe gibi Lazio bölgesinin en güzel yerinde bekliyor, her yol Roma’ya çıkar sözünü de kanıtlıyor. Üstelik oldukça da cesur.

En sağdaki makarna geleneksel İtalyan makarnalarından birisidir. Patatesten yapılan bu makarnanın adı Gnocchi. Aşağıdaki fotoğraftaki kale ise Castel Sant'Angelo'dur. Tepedeki melek Başmelek Mikail'i temsilen yapılmış.
En sağdaki makarna geleneksel İtalyan makarnalarından birisidir. Patatesten yapılan bu makarnanın adı Gnocchi.
Aşağıdaki fotoğraftaki kale ise Castel Sant’Angelo’dur. Tepedeki melek Başmelek Mikail’i temsilen yapılmış.